GÜL VE GÖL DİYARI ISPARTA

Şehirde yetiştirilen güller ile adını duyuran, Türkiye’nin önemli göllerini bünyesinde barındıran, antik çağlardan bu yana yaşam alanı olan ve de elmasıyla meşhur Akdeniz bölgemizin incisi Isparta bir çok kez ziyaret ettiğim şehir

Şehirde yetiştirilen güller ile adını duyuran, Türkiye’nin önemli göllerini bünyesinde barındıran, antik çağlardan bu yana yaşam alanı olan ve de elmasıyla meşhur Akdeniz bölgemizin incisi Isparta bir çok kez ziyaret ettiğim şehirlerimizden birisidir.

Bölgedeki ilk yerleşim M.Ö. 35.000 - 10.000 yılları arasında Paleolitikler ile başladığı tahmin edilmektedir. M.Ö. 10.000 - 8.000 yılları Mezolitikler zamanıdır. Isparta Neolitik dönem olarak bilinen M.Ö. 8.000 - 5.500 yıllarında Anadolu’nun en önemli kültür bölgeleri arasında yer almaktadır.

Kalkolitik Çağı kapsayan M.Ö. 5500 - 3000 yılları arasında ve M.Ö. 3000 - 1200 Tunç Çağı kapsayan dönemde Isparta ilinde Neolitik ve Kalkolitik yerleşimlerin de olduğu toplam 56 adet höyük tespit edilmiştir. M.Ö. 1800 - 1200 yıllarında bölgede Hititler hüküm sürmüştür. Hititler’den sonra beş yüzyıl da Persler hüküm sürmüş ve bu dönemde ilk defa Pisidia adı kullanılmıştır. Persler’den sonra Büyük İskender’in egemenliğine geçen bölge, Büyük İskender’in ölümünden sonra M.Ö. 281 yılında yapılan savaşla Seleukosların eline geçmiştir. Bu dönemde Pisidya bölgesinde Seleukoslar tarafından Seleukeia Sidera (Atabey-Bayat), Apollonia (Uluborlu), Antiokheia (Yalvaç) kentleri kurulmuştur. Seleukos Kralı Büyük Antiokhos’un M.Ö. 190 - 188 yılları arasında Roma ordusuna yenilmesi sonucunda, Seleukoslar Anadolu’da Toroslara kadar olan bütün topraklarını kaybetmiş ve bu topraklar Romalılarca Bergama ve Rodoslular arasında paylaştırılmıştır. Pisidia bölgesi bu tarihten sonra Bergamalıların egemenliğine geçmiş, III.Attalos’un M.Ö. 133 yılından ölümüne kadar Bergama Krallığına bağlı kalmıştır. Kralın vasiyeti üzerine Pisidia bölgesinin de içinde bulunduğu topraklar Roma’ya bırakılmıştır.
Bölge, M.Ö. 102 yılında M. Antonius tarafından Kilikia Eyaleti içine alınmış ve M.Ö. 49 yılına kadar ismen de olsa Kilikia eyaleti içinde kalmıştır. Daha sonra Asia Eyaletine bağlanmıştır. Galat Kralı Amyntas, Antonius tarafından Pisidia ve çevresinde Roma idarecilerinin kuramadığı otoriteyi kurması için M.Ö. 39 yılında bölgeye kral olarak atanmış ve M.Ö. 25’te öldürülünceye kadar görevini sürdürmüştür. Amyntas’ın ölümüyle krallığın toprakları M.Ö. 27 - M.S. 14 yılları arasında Roma İmparatoru Augustus tarafından Galatia Eyaleti haline getirilmiştir. Bu eyaletin sınırları zaman içinde değişmiş olsa da Pisidia bölgesi içinde kalmıştır. Pisidia bölgesinde özellikle İmparator Augustus döneminde Roma egemenliğinin simgesi olan koloni kentleri kurulmuştur. Bunlar Antiokheia (Yalvaç), Kremna (Çamlık), Komoma (Ürkütlü), Olbasa (Belenli), Parlais (Barla)’dır. Isparta, Roma İmparatorluğu’nun M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğu’na bağlanmıştır.

Malazgirt Savaşı’ndan sonra hızla Anadolu’ya yayılan Selçuklular, Batı Anadolu’yu eline geçirmek için Bizans ile bir çok savaş yapmıştır. II. Kılıç Arslan zamanında (1156-1192) yoğunlaşan Bizans-Selçuklu savaşlarının en önemlisi olan Miryakefalon Savaşı, 1176 yılında Isparta topraklarında olmuştur.
Isparta yöresi bütünüyle, 1204’te III. Kılıç Arslan döneminde ele geçirilmiştir. XIII. yüzyıl başlarında 1301 yılında, Anadolu Selçuklu Devleti’nin sona ermesinden kısa bir süre önce, bu yörede Hamidoğulları Beyliği kurulmuştur. Beyliğin kurucusu Feleküddin Dündar Bey, önce Uluborlu’yu, daha sonra da Eğirdir’i beyliğin merkezi yapmıştır. Isparta yöresi, ilk olarak 1374’te, daha sonra 1390’da bütünüyle Osmanlı yönetimine girmiştir.

Isparta bir göller yöresi burada bulunan göller Eğridir Gölü, Kovada Gölü Milli Parkı, Gölcük Krater Gölü’dür. Davraz kayak merkezi kış sporlarına ilgi duyanlar için önemli bir yerdir. Bunun dışında turizm meraklıları için bir çok mağara bulunmaktadır. Bunlara ilaveten gidip gördüğümde epeyce etkilendiğim Sütçüler Yazılı Kanyonu vardır ki mutlaka görülmesi gereken tabiat harikası bir yer.

Isparta Sütçüler ilçesine 10 km. uzaklıkta bulunan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı 600 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. Milli parka ismini veren kanyon 100m ila 400 m. arası derinliğindedir. Kanyon, Sütçüler ilçesinin güneybatısında bulunmakta ve Değirmendere Çayı vadisi içinden geçerek Karacaören Baraj Gölü’ne dökülmektedir. Yaklaşık uzunluğu 10 km.dir. Jeolojik olarak Kretase yaşlı kalın kireçtaşlarında oluşan kırıklar boyunca gelişen karstlaşma (erime) söz konusu kanyonun oluşmasına neden olmuştur. Sürekli olarak akan Değirmendere Çayı, kanyon içinde irili ufaklı bir çok cepler (kazanlar) oluşturmuştur. Kanyonun yan duvarlarında oluşan karstik boşluklarda (inlerde) ibadet yapılan bölümler ve yazılar vardır. Bu yazıtlardan dolayı kanyona “Yazılı Kanyon” denilmektedir. Söz konusu tarihi kalıntıların Bizans dönemine ait olduğu bilinmektedir. Yazılı Kanyon tarihi ve doğal güzellikleri nedeniyle yörenin eşsiz bir köşesidir. Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’nda; kızılçam, kızılağaç, çınar, ardıç, ceviz, pırnal meşesi, keçi boynuzu, defne, zeytin, sandal, sakız, tesbih, mersin, alıç, karaçalı, laden, katır tırnağı, zakkum, yaban gülü, sarmaşık, eğrelti gibi bitki türleri bulunmaktadır. Ayrıca bu parkta; yaban keçisi, tilki, porsuk, domuz, su samuru, tavşan, sincap, kartal, kızıl akbaba, doğan, güvercin, üveyik, keklik gibi yabani hayvanlar da barınmaktadır.

Gülleriyle meşhur Isparta aynı zamanda yemekleriyle de meşhurdur. Özellikle Fırın Kebabı, Isparta’ya özgü bir kebap çeşididir. Kuzu eti şişe takılı olduğu halde odun ateşinde pişirilen ve lavaş ekmeği ile servis edilen bir yemek çeşididir. Bunun yanı sıra banak, Eğridir Gölü’nde yakalanan Sazan balığı önemli yemek çeşitlerindendir. Sazan balığı fırında pişirilerek servis yapılınca lezzetine doyum olmuyor. Bütün bu lezzetlerin yanında olmazsa olmaz Gül Şerbeti vardır. Yalvaç’ın Kesmik Güllacı da tatlı severlerin vazgeçemeyeceği bir lezzet. Kesmik güllacın en ama en büyük özelliği sütten yapılan bir çeşit loru andıran peynirle beraber yapılmasıdır.

Son olarak bir özelliğini daha paylaşayım, Isparta aslında kendine has lezzetiyle çok önemli bir elma diyarıdır. Eğridir Gölü’nden kaynaklanan hava akımıyla bu bölgenin Eğridir Gölü’ne kıyısı olan Yalvaç, Gelendost, Eğirdir, Senirkent’in Büyükkabaca beldesinin elmalarının aroması bir başka lezzettedir. Dağ taş olan Büyükkabaca beldesinin her yerine bugün elma bahçeleri dikilmiş. Ve bu elmaların büyük çoğunluğu yurt dışına ihraç edilmektedir.

Isparta’da bu tarihi ve turistik bölgeleri gezdikten sonra dönüşe geçmeden hediyelik olarak gülden yapılmış ürünlerden almayı unutmayın. Özellikle de gül şerbetini almayı ihmal etmeyin.

Önder Güzelarslan

Twitter: @ONDERGUZELARSLA